

|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Günün ilk ışıkları sahile vurduğunda,
martılar yalnızca ikimizin anlayacağı bir dille şunu fısıldar denizin
kulağına: Seni çok özledim...
Seni seviyorum çünkü elini kalbimin
üzerinde hissettiğim zaman, üzüntülerimi alıp onların yerine o tarifsiz
sıcaklığı koymayı başarıyorsun...
Sana nasıl hitap etmeliyim bilmiyorum.
Hayatım desem hayat çok kısa, çiçeğim desem çiçek soluyor. Sana canım
demeliyim, çünkü bu can sen oldukça yaşıyor...
Doğan her günün sabahında, içimde
gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak..
Ben sevdanın sokağında oturuyorum?
Geceler hiç bitmiyor, ben hiç uyumuyorum.
Yüreğim hafif ıslaktır benim kuytu
köşelerde ağlamaktan ve rengi hafif uçuktur kurusun diye kaç kez güneşe
asmaktan.
Seni unutmak için and içtim gözlerin
geldi aklıma vazgeçtim.
Hadi uyandır beni söyle gördüğüm
zamansız bir düş mü? Hadi git, uzaklaş, yokluğuna inandır beni.
Gerçekten yoruldum her bulduğum yerde seni kaybetmekten.
Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa,
ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim
bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı
için kaderimi mahkemeye vereceğim.
Güller anlatsın sana olan sevgimi,
güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi
güller anlatsın ben anlatamadım
Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur
alabildiğine inatçı, yüreğin ise onlara inat sanki bir liman... Tıpkı
gözlerindeki huzur gibi...
Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse
insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız
gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana.
Seni sevdiğim kadar yaşasaydım;
ölümsüzlüğün adını aşk koyardım...